İçeriğe geç
Malatya Güncel

Küçük meraklara, gökyüzüne ve hayata bakış

Psikoloji

Masallar Çocuğun Zihninde Ne İş Yapar?

Masal, çocuğun korkularına isim verir, adaleti anlatır ve hayal gücünü çalıştırır. Ekran çağında bile yerini korumasının sebebi budur.

Berrin Aksoy 3 dk okuma

Masal anlatmak, insanlığın en eski alışkanlıklarından biridir ve tuhaf biçimde en dirençlisidir. Ekranların çocuk odalarına kadar girdiği bir çağda bile, akşam yatağın kenarında anlatılan masal yerini korur. Bunun sebebi nostalji değildir. Masal, çocuğun zihninde çok belirli bir iş yapar ve bu işi başka hiçbir anlatı biçimi aynı verimlilikte yapmaz.

Masalın ilk yaptığı şey, dünyayı katlanılabilir bir ölçeğe indirmektir. Çocuğun hayatı, anlamadığı kurallar ve kontrol edemediği güçlerle doludur. Masalda da böyledir: kahraman küçüktür, güçler devasadır, orman karanlıktır. Ama masalda bu durum bir sona bağlanır. Küçük olan yolunu bulur, karanlıktan çıkılır. Çocuk bu yapıyı defalarca dinleyerek, korkunun bir anlatının ortasında yer alabileceğini ve sonunun olduğunu öğrenir.

Korkuyu güvenli mesafeden tanımak

Masallardaki cadılar, devler ve kurtlar yetişkinleri zaman zaman rahatsız eder. "Çocuğu korkutmayalım" düşüncesiyle bu unsurlar yumuşatılır, kötü karakterler sevimlileştirilir. Oysa çocuk zaten korkuyor. Karanlıktan, kaybolmaktan, terk edilmekten korkuyor. Masal bu korkuları icat etmez; onlara isim ve biçim verir. Adı konmuş korku, adsız kaygıdan daha kolay taşınır. Kurdun hikâyesini dinleyen çocuk, kendi içindeki belirsiz tedirginliğe bir kap bulmuş olur.

Üstelik bunu tam bir güvenlik içinde yapar. Anlatan kişi yanındadır, sesi tanıdıktır, oda aydınlıktır. Korku deneyimlenir ama tehlike yoktur. Bu ikisinin bir arada olması, çocuğun duygusal dayanıklılığını sessizce büyütür.

Ahlakı vaaz etmeden aktarmak

Masalların bir ahlakı vardır, fakat bu ahlak nadiren doğrudan söylenir. Kimse çocuğa "açgözlü olma" demez; açgözlü kardeşin başına gelenler anlatılır. Bu dolaylılık önemlidir. Doğrudan öğüt, çocukta savunma uyandırır; hikâye ise savunmayı devreye sokmadan içeri girer. Çocuk kendini kahramanla özdeşleştirir, seçimleri onunla birlikte yaşar, sonuçları onunla birlikte görür.

Masaldaki adaletin çoğu zaman katı olması da bir işleve sahiptir. Çocuk gelişiminin belli bir döneminde adalet duygusu son derece keskindir; iyi ödüllendirilmeli, kötü karşılığını bulmalıdır. Masal bu ihtiyacı karşılar. Yıllar geçtikçe çocuk dünyanın böyle işlemediğini kendisi keşfeder, ama önce adaletin ne demek olduğunu bilmesi gerekir.

Masalın bir başka işlevi de büyümeyi anlatmaktır. Kahraman neredeyse her zaman evden ayrılır. Yola çıkar, sınanır, yardım alır ve değişmiş olarak döner. Çocuk bu yapıyı bilinçli olarak çözümlemez ama tekrar tekrar dinledikçe içselleştirir: ayrılmak mümkündür, zorluk geçicidir, dönüş vardır. Okula başlamak, yeni bir eve taşınmak, kardeş sahibi olmak gibi eşiklerde bu sessiz bilgi işe yarar.

Dil ve hayal gücü

Masal dinleyen çocuk, aynı anda dilini de kurar. Masallar kalıplı ifadelerle doludur: bir varmış bir yokmuş, az gitmiş uz gitmiş, kırk gün kırk gece. Bu tekrarlar kulağı ritme alıştırır, kelime dağarcığını genişletir, cümle kurmayı öğretir. Günlük konuşmada duyulmayan sözcükler masalda doğal biçimde geçer ve çocuk anlamlarını bağlamdan çıkarır.

Bir de görüntü meselesi vardır. Ekrandaki bir hikâyede orman zaten çizilmiştir; çocuğa düşen bakmaktır. Sözle anlatılan masalda ise ormanı çocuk kurar. Ağaçların rengini, yolun genişliğini, kahramanın yüzünü kendi zihninde üretir. Bu üretim, hayal gücünün asıl egzersizidir ve tekrarlandıkça güçlenir.

Anlatmanın pratiği

Masal anlatmak için usta bir anlatıcı olmak gerekmez. Aynı masalı defalarca anlatmaktan çekinmeyin; çocuklar tekrarı sever, çünkü tekrar onlara öngörebilme hazzı verir. Anlatırken hızınızı düşürün, sessizlik bırakın, sorulara izin verin. Çocuk araya girip hikâyeyi değiştirmek isterse bırakın değiştirsin; bu, anlatının içine girdiğinin işaretidir.

Yaşa göre seçim yapmak da gerekir. Çok küçük çocuklar için kısa, tekrarlı ve hayvanların geçtiği masallar uygundur. Okul çağına doğru olay örgüsü karmaşıklaşabilir, kahramanın sınandığı uzun masallar ilgi çeker. Çocuğun tepkisi en iyi rehberdir: gözü kaçıyorsa masal ya uzun ya erkendir, soru soruyorsa tam yerindedir.

Kitaptan okumak da anlatmak kadar değerlidir, ama arada bir kitabı kapatıp kendi cümlelerinizle anlatmayı deneyin. Kendi anlattığınız masal biraz eksik, biraz dağınık olabilir; önemli değil. Çocuğun hatırlayacağı şey masalın kusursuzluğu değil, o akşam biriyle aynı hikâyenin içinde bulunmuş olmasıdır.