Elmayla Armudu Karşılaştırmak: Seçenekleri Ortak Paydaya İndirmek
Birbirine benzemeyen iki seçenek arasında kalındığında karşılaştırmayı mümkün kılan şey, ölçütleri önce belirlemek ve seçenekleri aynı dile çevirmektir.
Nehir Tanyel 4 dk okuma
Gündelik hayatta verdiğimiz kararların önemli bir bölümü, birbirine hiç benzemeyen iki seçenek arasında geçer. Bir yanda zaman kazandıran ama pahalı olan bir yol vardır, diğer yanda ucuz ama uğraştıran bir yol. Bu iki seçeneğin ortak bir ölçüsü yoktur; biri saatle, diğeri parayla ölçülür. İnsan zihni böyle durumlarda zorlanır, çünkü karşılaştırma yapabilmek için önce iki şeyi aynı dile çevirmek gerekir. Bu çeviriyi yapmadan hızlıca seçim yapmaya kalkışmak, çoğu zaman sonradan açıklaması zor kararlar üretir.
Karşılaştırmanın Görünmeyen İlk Adımı
Bir seçimi tartışırken genellikle doğrudan seçeneklerin kendisini konuşuruz. Oysa asıl belirleyici olan, o seçenekleri hangi ölçütlerle değerlendirdiğimizdir. Ölçüt belirlenmeden yapılan karşılaştırma, her seferinde farklı bir tarafın avantajını öne çıkardığı için sonuçsuz kalır. Sabah bir seçenek mantıklı görünür, akşam diğeri. Bu gidip gelme, seçeneklerin gerçekten eşit olmasından değil, aklınızdaki ölçütün her bakışta değişmesinden kaynaklanır. Ölçütü sabitlemek, karşılaştırmanın en sık atlanan ama en belirleyici adımıdır.
Ortak Payda Kurmak Ne Demektir?
Ortak payda kurmak, farklı türden özellikleri tek bir kabın içinde toplayabilmektir. Bir seçeneğin size kazandırdığı zamanı, o zamanı neye harcayacağınızla ifade edebilirsiniz. Bir masrafı, o masrafın karşılığında ortadan kalkan yükle ifade edebilirsiniz. Amaç kesin bir hesap yapmak değil, iki seçeneği aynı cümlenin içine sokabilmektir. "Şu kadar fazla ödeyip haftada şu kadar uğraşmaktan kurtuluyorum" cümlesi kurulabiliyorsa karşılaştırma yapılabilir hale gelmiş demektir. Cümle kurulamıyorsa, henüz elinizde karşılaştırılabilir iki seçenek yoktur.
Ölçütleri Yazıya Dökmek
Zihinde tutulan ölçütler kaygan olur. Aynı kişi aynı gün içinde önceliğini farkında olmadan değiştirebilir. Bunun basit bir çözümü vardır: seçim yapmadan önce ölçütleri kısa bir liste halinde yazmak. Üç ya da dört ölçüt genellikle yeterlidir. Liste uzadıkça her ölçütün ağırlığı azalır ve tablo bulanıklaşır. Yazılı ölçüt aynı zamanda bir taahhüttür; sonradan bir seçeneği kayırmak için yeni bir ölçüt icat ettiğinizde bunu kendiniz fark edersiniz.
Ölçütlerin Ağırlığı Eşit Değildir
Karşılaştırma tablolarının yaygın bir hatası, her satıra aynı değeri vermektir. Oysa bazı ölçütler sizin için diğerlerinin birkaç katı ağırlık taşır. Bir ev seçiminde işe yakınlık, mutfağın büyüklüğünden çok daha belirleyici olabilir. Ölçütleri yazdıktan sonra hangisinin en ağır bastığını işaretlemek, tablonun sonucunu değiştirir. Hatta çoğu durumda tek bir baskın ölçüt vardır ve diğerleri yalnızca eşitlik bozan ayrıntılardır. Bunu erken görmek, uzun tartışmaları kısaltır.
Bir Seçeneğin Güçlü Yanına Kapılmak
Seçeneklerden biri tek bir konuda çok parlak olduğunda, o parlaklık diğer eksikleri gölgeler. Zihin bu tek üstünlüğü seçeneğin genel niteliği sanmaya eğilimlidir. Bunu dengelemenin pratik yolu, her seçenek için en az bir zayıf yanı açıkça yazmaktır. Zayıf yanları yazılmamış bir seçenek, karşılaştırmaya adil girmiş sayılmaz. Aynı şekilde, ilk bakışta sönük görünen seçeneğin de güçlü yanını yazmak gerekir; aksi halde tablo baştan taraflı kurulmuş olur.
Fark Yoksa Karşılaştırmayı Uzatmamak
Bazı durumlarda iki seçenek gerçekten birbirine çok yakındır. Böyle hallerde daha fazla inceleme, farkı büyütmez; yalnızca birini kayırmak için bahane üretir. Ölçütlerin hepsinde iki seçenek benzer sonuç veriyorsa, seçimin kendisi artık önemli değildir. Bu noktada makul olan, birini seçip uygulamaya geçmektir. Karşılaştırmanın amacı en doğru seçeneği bulmak değil, seçeneklerin arasındaki gerçek farkı görünür kılmaktır. Fark yoksa iş bitmiştir.
Seçimden Sonra Ölçütü Hatırlamak
Bir seçimin iyi olup olmadığını sonradan değerlendirirken, kararı verdiğiniz andaki ölçütlere dönmek gerekir. Sonuç beklendiği gibi çıkmadığında insan kolayca "yanlış seçtim" der. Oysa doğru soru şudur: ölçütler yerinde miydi, yoksa ölçütler doğruydu da koşullar mı değişti? Bu ayrımı yapmak, bir sonraki karşılaştırmada aynı hatayı tekrarlamamayı sağlar. Yazılı bir ölçüt listesi, geriye dönüp bakıldığında bu soruyu cevaplamayı çok kolaylaştırır.
Başkasının Ölçütüyle Seçmemek
Çevreden gelen tavsiyeler çoğu zaman seçeneklerle ilgili değil, tavsiye edenin ölçütleriyle ilgilidir. Birinin sizin için en iyi bulduğu seçenek, onun önceliklerine göre en iyidir. Tavsiyeyi dinlerken "hangi ölçüte göre böyle diyor?" sorusunu sormak, faydalı bilgiyi kişisel tercihten ayırmayı sağlar. Deneyim aktarımı değerlidir; ölçüt aktarımı ise dikkatle karşılanmalıdır. Kendi ölçütünüzü kurduğunuzda, aynı tavsiyeden çok daha fazla yararlanırsınız.
Farklı türden seçenekleri karşılaştırmak, doğru cevabı bilmeyi değil, doğru soruyu kurmayı gerektirir. Ölçütleri önce belirleyip yazmak, ağırlıklarını ayırt etmek ve seçenekleri aynı cümlenin içine sokabilmek, karmaşık görünen seçimleri sadeleştirir. Bu alışkanlık zamanla hızlanır; birkaç kez uygulandıktan sonra ölçüt listesi neredeyse kendiliğinden oluşur. Sonuçta önemli olan hangi seçeneğin kazandığı değil, seçimi neye dayanarak yaptığınızı bilerek yola devam edebilmektir.